February 2012
11 posts
Pot
Bir yerden sonra neyi sevdiğini bilemiyorsun da, neyden nefret ettiğinden adın kadar emin oluyorsun. Şans beni bulmaz, çünkü o da biliyor, karşıma çıktığı an şansımı sikeceğim. Kimse benden bu konuda terbiye beklememeli. Kimse benden insanlık beklememeli o an. Mutsuzken, mutluymuş gibi yap(a)mıyorum. Elalem ne deri oturtamadım çünkü bir türlü. Ben aşık olduğumu söylerken kimin ne diyeceğini...
Feb 27th
Avuç İçi
Film repliklerine benzer cümleler kuramıyordum, sanırım eksiğim buydu. Koca koca adamlar/kadınlar (ama daha çok adamlar, çünkü ben heteroseksüelim) nasıl da samimiyetten yoksunlar. Öyle ki ortada çıkar bile yok, tamamı alışkanlık kaynaklı. Belki de ben artık ağaçların samimiyetine olan inancımı bile kaybettim. Bilmiyorum. Boğazıma kadar yalnızlığa battım. Yalnızlık kimileri için zorunlu-seçmeli...
Feb 27th
2 notes
22
Bileklerim benim sevgililerim. En çok bileklerimi severim, en çok o sevgiyi saklarım. Biri bileklerimi öpsün, dudakları kıskanırım. Düşünmeyeyim diye şarap içiyorum, düşünürken kahve. Ben en güzel, farkındalıklarımı inkar ederim. Bilmiyormuş gibi yapmak benim işim. Sen bilmezsin / sen bilmiyormuş gibi yaparsın. Üzerinde emanet durur. Düşünmeyeyim diye büyük adamları seçiyordum, düşünürken bir...
Feb 26th
3 notes
Hayvan'lı Geçmiş Zaman
Adaletten, haktan, hukuktan bahsediyorduk ve hepimiz özel hayatlarımızda birer silahlı suç örgütüydük. Düşünmek değil, hissetmek ağır geliyordu, taşıyamayacağımız yükün altına girmekten korkuyorduk. Kaybetmekten korkuyorduk, yarım kalmaktan korktuğumuz için durmadan yarım bırakıyorduk. Her yer alabildiğine bana dokunmayan yılan bin yaşasın kokuyordu. Hatırlarken balık, baktığımız yönü...
Feb 25th
7 notes
Yağmur
Realiteyi ikiye bölen kibarlıktır. Kırmaktan korktuğun ölçüde kırarsın, bunu yaz bir kenara. Gerçek acımasız değildir, gerçeği yumuşatma çabası acıtır insanları. Bu nedenle hasta önce hastalığını kabul etmek zorundadır. Yüzleşme tedavinin yapı taşıdır. Karşındakinin zamanını mı dolduruyorsun, yoksa zamanını mı domaltıyorsun? Asıl önemli olan bu. Algı darlığına ziyan edilmiş ilişkilerin...
Feb 23rd
3 notes
İade
Kimse kimsenin tanrısı, öğretmeni, hakimi değilken, şu olanların tamamı saçmalık. Bazı sütyenler bakandan çok, sahibine sıkıntı verir, kim nereden bilsin! Popi koruyabildiğimiz ölçüde, popo koruyamıyoruz, gel kabul edelim. Sık elimi, otur yanıma. Bir çoklu prize yüklenen sorumluluk çoğumuzunkinden fazla ve o yine de kaderin çemberinden geçmiş gibi davranmıyor. Sanırım bu içe atmanın en açıklayıcı...
Feb 22nd
1 note
Köpekbalığı
Bazı günler, beş ayrı gün gibi. Bazı yanlış anlaşılmalar, zamanı yirmiye katlıyor. Topu yuvarlıyorum, kordinatları şaşıyor. Dönüp beni de bulmuyor üstelik. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla diyorum, halamın oğlu hemen üzerine alınıp lafa karışıyor. Kafam karışıyor, her şey karışıyor. Küsüyorum. Oynuyorum. Hobi olarak avımı yanlış yerde arayıp, hiçbir zaman bulamayışım, ben diyeyim üvey...
Feb 21st
Lokum
…çünkü sen bir şey bilmiyorsun. Kim mutlu taklidi yapıyor, kim yalan söylüyor, kim canını acıtmaktan keyif alıyor. Bilmiyorsun. Dünyanın herhangi bir noktasında şarkı yapıp onu söyleyen, tanımadığın bir adam/kadın, onu duyduğun an bütün hayat enerjini nasıl çekip alıyor ya da nasıl birden uyuşturucu madde kullanmışsın gibi seni mükemmel bir neşeye sürükleyebiliyor, buna verecek bir cevabın...
Feb 15th
10 notes
ListenBugün bununla geçti.           The Knife - Like a...
Feb 13th
1 note
Listenkalanlar: Vocalise, Op. 34/14 (Sergei...
Feb 13th
20 notes
Sarhoş Saçmalaması Bilmem Kaç
Bugün en sevdiğim adamlardan birinin dünyaya geldiği gün. Rakı yüzünden bir, günün anlam ve önemi yüzünden iki kez güzelim. Sahi ben farkındalığımı kabullendiğimden beri ne kadar da güzelim. Bu konuda mütevazı olamayacağım. Kaçıp durduğum o şey, üzerime çok yakıştı. Bu renk kapattığım ne kadar kapı varsa, hepsini yeniden açtı. Hem şarkının da dediği gibi, güzelsek güzeliz, yok mu benzerimiz? ...
Feb 11th
1 note
January 2012
19 posts
Gelincik Kırmızı
Bazı anlar, yeşil yanmasını beklerken, karşıda bekleyen adamı/kadını gözlerinle soyup, gözlerinle seviştiğin anlarla, anlam kesişmesi yaşıyor. An. Anlam. Anlamak. Anıyı bu işe karıştırma. İnsan bazı dönemlerde, kendi yalnızlığına gömülür, birilerine hayal satar, umut kiralar, fantezi hediye eder. Bunu iyi düşün. Benim o kocaman yalnızlığımın sonu bu kadar saçma olmamalıydı. Bu kadar iki...
Jan 31st
Kaybetme Kafası
Kaybetmenin böyle güzel bir şey olduğunu bilsem, ona karşı direnmezdim. O enerjiyle neler neler yapılırdı kimbilir. Bir kez kaybedince, egonu törpülüyorsun, alışmıyorsun belki ama bundan sonra tekrar karşılaşırsan durumla, dudak büküp yola devam edeceğinden emin oluyorsun. Gözünü bir açıyorsun, tüm korku üzerinden akıp gidiyor. Kaybetmek insana iyi geliyor, hafifletiyor, baş döndürüyor....
Jan 28th
7 notes
Nokta
Nokta bazen çok uzun zamanını alıyor insanın. Eli gitmiyor.  Herkes aynı şeyi söylerken, kimseyi dinlememenin bedeli ağır olabiliyor-muş. Biraz önce, ölmeden önceki son istek gibi aradım o sesi duymak için, “bırakın gideyim” demişim gibi havada asılı kaldı. Olsun. Oldu. Düşünsene, senin içinde büyüttüğün, beslediğin, suladığın, sarıp sarmaladığın ne varsa, bir başkasının çöpü...
Jan 26th
3 notes
Kopukluk
İçimde susturamadığım seslere olan öfkemi, kendim de dahil suçu olmayan onlarca insandan çıkarıyordum. Zaten öfke, tanıdığım duygular içinde en gerçek olanıydı. Kendi dünyamızın tanrıları olduğumuz gibi, insanları kategorize etmenin ustalarıyız. Çeşit çeşit etiketlerimiz var. Rengarenk. Sorsan hepimiz ayak tabanıyız, tüm yükü taşıyoruz, kendimizi saklıyoruz, kimseler görmüyor. Buraya bir nah...
Jan 24th
5 notes
Keman
Keman yayının ucuna asılmış kellelere benziyor kimilerinin düşünceleri. Müzisyen olan bitenin farkında bile değil, melodi ahenk içinde. Notaların dansı salonda gözle görülür bir boyut almış, kalabalık hayranlık içinde, kimse kanı görmüyor. Cesedin bedeni piyanonun altında saklı. Parlak ışıklar gözünü alıyor müzisyenin, yaratıcılığın kucağında, başı dönüyor. Olan bitenden haberi bile yok.  Bu...
Jan 23rd
sarhoş saçmalaması
En çok ne istediğimi sorsalar, hiç düşünmeden mutluyken ölmek derim. Şüphesiz ki mutlu olduğum anlarda ölümü düşünüyor olmam bundan kaynaklanıyor. Ölüm gibiydin adam, hala öyle misin merak ediyorum. Bu septisizm bir gün beni öldürecek. Seni öldürecek. İnandığım tanrıyı öldürecek. En çok ondan korkuyorum. Üzerime bulaşmış zamanlama hatalarını temizleyemiyorum. Bunun için bana yardım etmeyin,...
Jan 20th
Tavan
Birini tanırsınız ve bir daha mutlu olamazsınız. İşin kötüsü, bir daha onun yanındaki kadar mutlu olamayacağınızı bildiğiniz için mi, yoksa sizi öldüresiye üzdüğü, darmadağın ettiği için mi mutsuzsunuz, kestirmek güç olabilir. Dahası o hiçbir şey yapmayışının neye malolduğunun farkında bile olmayabilir. İnsanlık hali, olabilir/olmayabilir. Karşınızdakine git demiyorsanız, gidişinizin zerre kadar...
Jan 14th
Jan 13th
Tavan arası
Dırdırla adam öldürme potansiyeline sahip tüm kadınlar, dünyada şimdiye dek yaşayan tüm devlet adamları, ülkemin tüm liberalleri kafamın içinde bağırıp duruyorlar. Gürültünün kusuruna bakmayın. Lütfen biraz sessizlik! Gözüm arada bir odak alamıyor, görüntü titriyor. Gözüme çok bozuluyorum. Kendi kendime konuşuyorum, gören olsa deli zanneder. Arada bir aynayla göz göze geliyorum, “deli ayol...
Jan 13th
4 notes
Kestane
An geliyor, bir çanak dolusu kestane bile gülümsetmeye yetmiyor yüzümü. Oysa benim dilimde kestane mutlulukla eş anlamlı. Bazen mutluluğun ta kendisi bile mutlu etmeye yetmiyor. Hiç unutmam, bir gün bir telefon görüşmesi yapıp, ardından iki buçuk paket sigara içmiştim. Sigarayı yemeyi düşünmüştüm o gün. Çıldırmanın eşiğinden dönmüştüm. Geride kaldı. Aşk insana yaşadığını hissettirir. Aşk...
Jan 12th
3 notes
Git (-mek)
Geçmişime bakınca gördüm, her şeyden elini eteğini çekmeye son derece elverişliydi karakterim. Buna rağmen ellerim kirliydi. Onun da benim de en çok ellerimiz kirliydi. İki nefes sigaranın her şeyi düzeltebileceğini sanıyorduk. Kendimizi kandırıyorduk. Sigarayı bırakacaktım, onu bırakamayacaktım. Düştüğünde, tekmenin nereden geldiği, sanıldığının aksine çok önemlidir. En çok ayaklarını...
Jan 11th
3 notes
Liste
Duştan çıkınca giyinirken dinlenecek şarkı.  - http://www.youtube.com/watch?v=Uhq8lDmUmqo Alt geçitlerden geçerken kulaklıkta yolunu bulması gereken parça. - http://www.youtube.com/watch?v=E6nrdCDG-zo Yürüyen merdiven şarkısı. - http://www.youtube.com/watch?v=U0s8u14Oj3k&ob=av2e Bir adamı sol kulağındaki halka küpeden çekip öperken yükselen melodi....
Jan 10th
5 notes
Listen Ben geldiğimde sen çoktan gitmiştin. Önce...
Jan 9th
16 notes
3 - 5 - 20
Üç. Beş. Yirmi. Önümden çekil, çalan müziği göremiyorum. Sırtın bende geçici körlüğe sebep oluyor. O notalar gerçek değil, o notalar güzel de değil zaten. Üç sağır. Beş kör. Yirmi deli.   Akşam erken gel, camlara zift çekmemiz gerek. Boyayla olmuyor. İnsanların bulunduğu kısımdan gelen ışığı da kesmeliyiz. Buraya fazladan bir ampul takarım, merak etme. Üç asosyal. Beş panikatak. Yirmi deli.   ...
Jan 9th
2 notes
Çay
Amatör olarak yazıyoruz. Amatör olarak yaşıyoruz, profesyonelce pişman oluyoruz. Benden ‘seviyorum ama gitmem gerek’i anlamamı bekleme. Benden otokontrolü anlamamı bekleme. Kendini kasarak, gererek yaşadığın bir hayatın sana bile faydası olmaz. Seviyorsan gitme, kal, çay içelim. Şımarık olduğumu kabul ediyorum lakin bir yerlerde bir hata var. İddia ettiğin kadar şımarık olsam, hiçbir şey istediğim...
Jan 8th
Neon
O adamı öpünce canım sigarasından bir nefes çekmek istiyordu. O adamı öpünce canım viski içmek istiyordu. Ben viski sevmem. Tek buzlu olsun. O adamı sevmek bağımlılık yapıyordu, bağlılık değil. O aşkın adını alkol koymuştum. O aşkın adını nikotin koymuştum. Müzik kulağım kötüdür, üstelik her şeyi grafik algılar beynim. Elime kalemi aldığımda her nesneyi gerektiği gibi çizerim, anlamsızca...
Jan 8th
3 notes
Ek
Tek sorun Cemal Süreya’nın bana aşık olmaması, bakma seni yalnızca bahane ediyorum. Üstelik buna inanıp inanmamak da sana kalmış. Sayende ayırmamam gereken -da/-de ve -ki eklerinden önce bile boşluk bırakıyorum. Çünkü ayrı kalışları normal bir şey gibi kabul ettirdin bana. Hiç alıkoymadım. İkimize de teşekkürler. Yazarken bana sus diyemiyorsun fark ettin mi? İki ucu açık cümlelerinin...
Jan 6th
4 notes
koro
Sevmek gibi, sevmemenin de sınırı yoktur aslında. Bana bunu öğreten adama buradan kucak dolusu sevgiler. Bazı insanlar, bazı insanları ne kadar da çok sevmiyorlar. Görsen gözlerin avuçlarına akar. Bir yerden sonra ne ağlatan ne güldüren olayların, kalpteki izdüşümleriyle, akıldaki izdüşümleri ters orantılı bir hal alıyor. Kalpte azalıyor, kafada büyüyor. Bir bez verir misin, beynime sıçrayan...
Jan 6th
3 notes
Çok sesli müzik
En değer verdiklerimle, insana kendini aptal gibi hissettirenlerin izdüşüm benzerlikleri can acıtabiliyor. Duyulan özlem, geçen zamanla birlikte silinir bazen. Üstelik hem silinir, hem büyür. Üstelik hem suretini kaybeder, hem dağ gibi olur. Tam da bu nokta, içimdeki boşlukla kesişiyor. O boşluğa bir isim vermem gerekse, vermemeyi tercih ederdim. İsmim dört harfliydi ve sanılanın aksine dörtten...
Jan 3rd
December 2011
12 posts
Buz
Herkesin ölçü birimi farklıydı esasında. Büyüklükler göreceliydi, bundandır ki, kimseye anlatamıyordun kafandakinin büyüklüğünü. Şekillendiremeyen mi dersin, oturtamayan mı, daha neler neler… Bir kadına gidiyordum, bak diyordum, bu küre, atıyorum, uzun süre başka başka yerlerde yuvarlanıyor, sonra dönüp dolaşıp yine ayak baş parmağıma çarpıyor çat diye. Kadın öyle diretiyordu ki elimdekinin...
Dec 28th
1 note
Çat
Varsın ellerimiz çatlak olsun. Onlar ki, duyguların iç organlarını bıçaklarla keserken çatladılar, yer yer nasırlaştılar. Buralarda şarkılar çok güzel adam döver, karda yürür iz bırakmaz, anlayamazsın. Senin ensene öfke hiç yumruk atmamış, sen daha önce hiç bir aşkın derisini yüzüp, kaslarını incelememişsin, sinirlerini koparmamışsın, hissizleştirmemişsin onu. Anlayamazsın.
Dec 20th
Yüz
Yüzünü saklıyorsun. Çıkar artık o maskeyi. O yüz senin yüzün değil. O yüz benim. Ben o yüze, yüz kez dokundum, yüzlerce kez dokundum. Sen saymadın, sayamazsın. Uyuyordun sen, ben dokundum, baktım, baktım, baktım… Çıkar o maskeyi. Hiç kimseyi mutlu edemez o yüz, beni mutlu ettiği kadar. O yüz benim, bana ait. Yüz kez dokundum ona, yüzlerce kez dokundum. Sen uyuyordun.
Dec 18th
Doktor
Beni hep şarkılar dövüyor. En çok onlardan şiddet görüyorum. Ben kaçıyorum, şarkılar hatırlatıyor, hafızamı tetikliyor. Oysa şarkıları seviyorum, sevmediğim hafızam. Benim bir hafıza nakline ihtiyacım var. Bu bozuldu, gerektiği gibi çalışmıyor, alın artık benden. Ben şarkılarla kavga etmekten sıkıldım, hem dayak yemekten yamrı yumru oldu beynim. Hayır hayır, evde sürekli ağlamıyorum sandığınız...
Dec 18th
1 note
eksi-k
Bazı mezarlara gidemezsin, çünkü gidersen, içini açıp oraya yatmak isteyeceğini bilirsin. Yine aynı şekilde, bazı ellere dokunmazsın, elini oradan çekmek istemeyeceğini bildiğin için. Bazı yerlereyse kasten gitmezsin, oradan ayrılamayacağını düşündüğün için. “Bazı”, “için” ve “çünkü” üçlemesi üzerine kuruludur birtakım hayatlar. Çünkü o hayatlar eksik kalmaktan...
Dec 15th
3 notes
Hamam Böceği
Bir adam tanımıştım zamanında. Çerçevelere fotoğraf değil, anılarını hapsediyordu. Sevinçlerini dolduruyordu, cansız birer hayvan gibi, hep yaşandıkları anın tadıyla baksınlar diye. Çirkin anıları kavanozlara tıkıştırıp, rafların en arkalarına saklıyordu. “Gözümden uzak olurlarsa, acıtamazlar” demişti. Tanıdığım tarihten beri, en çok ona imreniyorum. Gitmenin, yalnızca gitmek olmadığı...
Dec 13th
2 notes
Isı
Bazı canlılar, gözlerinden başlar ölmeye. Bakışları başkalaşır. Oysa gördükleri hep aynıdır. Bazı boşlukların karakterleri vardır. Onlar ki bir eksikten çok daha fazlası. Ara sıra filtrenin altından tüten, yalnızca duman olmuyor. Bir şarkı çalıyor, şarkı saçlarını çekiyor, çenene bir yumruk indiriyor. Tepki veremiyorsun. Verilecek tepkilerini bile tükettiğini fark ediyorsun. Vazodaki çiçekler sana...
Dec 11th
1 note
izdüşüm
Kağıt kalemle yazıyorum, sonra buraya geçiriyorum. İnsanların çoğu klavyeyi tercih ediyor, çünkü silerken, düzeltirken iz bırakmaktan hoşlanmıyor. Hayata dair bırakılan izler bazen suçluluk taşıyor, bazen utandırıyor, bazen vicdanlara ağır geliyor, bazen fiyakayı bozuyor. Kimse iz bırakmaktan yana değil. Oysa ben en çok izleri seviyorum. Hataları, yara izlerini, kırgınlıkları. Tamamı daha gerçek...
Dec 8th
tilkiler
Bazı insanlar dünyanın en büyük suçunu işleseler dahi, onları sonsuza dek dolabımda saklayabilirim ve bir kaç kişiye, sırtları dönükken, bana bakmaları adına, isimleriyle seslenmeyi çok özledim. Zihnimin içindeki düşünceler, son sürat bir yöne ilerlerken, birden bire nedensiz şekilde, üstelik hız kesmeden yön değiştiren hamamböcekleri gibi. Kırk değil, kırk dört adet tilkim var. Her gece...
Dec 7th
1 note
çağrı
- Hoş geldin. + Hoş bulduk. - Senin ateşin mi var? +Elini çeker misin lütfen. - Otursana. + Şu müziği kapatsan? - Sevmiyor musun? + Çok seviyorum. - Tamam nasıl istersen. +Neden buradasın? - Burayı merak ettim. + Bence daha dürüst olabilirsin, hadi ama. - Seni özledim. + Arayıp seni özledim deseydin, ben de seni özledim derdim, bu kadar zahmete gerek kalmazdı. - Özledin mi? +...
Dec 4th
2 notes
Bazı
Bazı insanlardan emin değilim fakat bazı duyguların anatomisi fazla ahtapot. Bazı şehirler fazla kırmızı. Bazı ihtiraslar çok bencil. Bazı adamlar çok gelgit. Bazı ekranlar çok büyük, sayfalar çok dolu. Bazı kadınlar yosma. Bazı sevgiler ağır. Bazı mutluluklar sanılanın aksine yıkıcı. Bazı meleklerin şeytanla arası çok iyi. Birtakım merkezler küçücük. Bazı öğretmenler diktatör kılıklı. Bazı...
Dec 2nd
2 notes
Anonymous asked: Seninle uyuyabilir miyim? Ben de yalnız uyuyamam.
Dec 1st
uykuyla ilişkilendirilmiş anılar
(Başlamadan belirtelim, aşağıdakiler benim dışımda kimseye bir şey hissettirmeme potansiyeline çokça sahip, duygusal bir takım anılar niteliğindedir. Boş vakit değerlendirme amacı dışında okumanız durumunda duyabileceğiniz pişmanlıktan müessesemiz sorumlu değildir.) Tanıyanların vakıf olduğu bir konu var, yalnız uyuyamam. Geceden korkarım çünkü. Karanlığından, tenhalığından, sessizliğinden…...
Dec 1st
13 notes
November 2011
5 posts
öfkelen(dir)mek
Her zaman hayatımıza giren insanların miladı olamıyoruz. Bazen bize verilen görev yalnızca geçiş dönemi vasfı görmek oluyor. Düşünüyorum da, öfkem kaç tenin kokusunu sindirdi üzerime, ben kaç farklı yastıkta uyandım, sayısını kestiremiyorum. Hiç ölmek istemedim, o acıyı çekmek zorundaydım, o acı benim acımdı. Hiç kaçmadım. Salt acı bastırılabilir, kaynağı nefretse yine bastırılabilir. Lakin işin...
Nov 28th
bulaşık
Hiçbirimiz birini mutlu etmenin, mükemmel bir ailenin, yada dört dörtlük bağların peşinde değildik esasen. Kaliteli orgazmların peşinde koşuyorduk ve buna bahaneler üretiyorduk. Yolumuzu şaşırıp, bahaneleri amaçların tahtına oturtunca, eksik kalıyorduk, yetmiyorduk, eğreti duruyorduk.  Yalnız kalınca vücudumuzu tatmin ediyorduk. İtiraf etmesek de mecburduk. Aslında karakterimizi tatmin edebilsek...
Nov 28th
Bir hafta önce...
Aynada yüzüme baktım. Aslında uzun zaman olmamıştı aynayla ayrı düşeli. Sanıyorum bir buçuk - iki gün. Kendimi aynada görünce “gözlerine ne olmuş?” dedi içimdeki ses. Aynadaki bendim. Hayır bir başkasına dönüşmemiştim, hasta gibi değildim, yaşlanmış görünmüyordum. Tam anlamıyla darp edilmiş bir görüntüydü aynadaki. Gözlerimin altı mosmor, yer yer kırmızıydı. Gözlerimin altına kan...
Nov 19th
Nov 5th
66,023 notes
October 2011
1 post
sarhoş saçmalaması IV
“Çölde zaman kumla ölçülür” diyor ya Mungan, içimde kocaman bir çöl. Kumu saymayı deniyorum, karışıyor.  Güzel olan her şeyin kötü bir yanı olduğunu kanıtlamanın en güzel yöntemi; açık yaranın üzerine tuz basmak yerine, narın suyunu damlatmaktır. Tanrı’nın tasarım harikası olmasının yanı sıra, mükemmel bir yakıcılık… Aşka çok benziyor. Yerken fazla sempatik, tenine...
Oct 26th
September 2011
3 posts
Sep 21st
Sokak
Tavır olarak alabildiğine kibar olan adamlar, duygularında son derece kaba çıkıyorlar karşımıza. Biz de bunu alıp, mükemmelin mümkün olmadığı savına kanıt olarak yazıyoruz kenara. Sonrasında senin sevdiğin ama seni hiç sevmeyen bir adamdansa, senin sevmediğin, seni sevmeyen, fakat bir zamanlar seni sevdiğinin üzerine yemin edebileceğin o adam bir üst sırada yerini alıyor. Almalı da, %1’le...
Sep 20th
1 note